motivasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
motivasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2016 Salı

TAKDİR(!) ÇALIŞAN BAĞLILIĞININ EN ÖNEMLİ UNSURU MU?

      The Jackson Organization araştırma şirketinin, ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Çin, Güney Afrika, Singapur, Malezya, Tayland, ve Türkiye'de yüzlerce yönetici ve onların çalışanlarıyla birebir görüşüp yaptığı anket sonuçları;

-Aşağıdaki ifadeyi puanlayınız.
''Kurumum mükemmelliği takdir eder.''

Kârlılık oranı en düşük ve personel devir oranı en yüksek çeyrek (en dip): ''Kurumum mükemmelliği takdir eder'' ifadesine çalışanları en düşük seviyede hem fikir olan en dip %25 içindeki şirketler.

En dipten ikinci: ''Kurumum mükemmelliği takdir eder'' ifadesine, çalışanları en düşük ikinci seviyede katılan ikinci %25 içindeki şirketler.

En dipten üçüncü: Çalışanları ''Kurumum mükemmelliği takdir eder'' ifadesine, en yüksek ikinci seviyede katılan en üstten ikinci %25 içindeki şirketler.

En üst: Çalışanları ''Kurumum mükemmelliği takdir eder'' ifadesine, en yüksek seviyede katılan en üst %25 içindeki şirketler.

      Bu şaşırtıcı sonuçlar üst çeyrekteki şirketlerin önemli ölçüde daha fazla işletme kârı getirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ve işletmeye bağlılık açısından da en yüksek puan yine üst çeyrekte yer alan şirketlere aittir. Yine küresel çapta yapılan farklı bir araştırmanın sonucu; işi bırakanların %79'u işi terk etmelerine en önemli sebep olarak yaptıkları işin takdir edilmemesini gösteriyor. Çok ilginç değil mi? Bir davranış gerçekten personeli bu kadar motive ediyorsa neden bazı yöneticiler (çoğunluk) hâlâ bunun farkında değil?

                                          

Takdir başarıyı hızlandırır: Liderliğin temel dörtlüsü olan Hedef Koyma, İletişim, Güven ve Sorumluluğa Takdir de eklendiğinde sonuçlara daha hızlı ulaşıldığı açık bir gerçektir Bunu yapılan birçok araştırmadan teyit edebiliyoruz. Takdir etkilidir çünkü, evrensel bir insan ihtiyacına cevap verir. Herkes birlikte çalıştığı diğer insanlar tarafından önemsenmek ister.

''Bir patronun yapabileceği en kötü hata 'bravo' dememektir.''
Britanyalı sanayici John Ashcroft

      Günümüzde ise çalışanların en sık söylediği söz ''Bir hata yaptığımda %100 fark edilirim, harika bir şey yaptığımda ise %99 fark edilmem. Evet gerçekten de bu şekilde... Hatta bazı patronlar ve yöneticiler çalışanlarını, büyük başarılara imza atsa dahi tebrik etmiyor ya da yüzeysel bir şekilde tebriğini sunuyor. Sebebi ise personelin şımarması ve ardından da buna bağlı olarak performansının düşecek olmasından çekinmeleridir. Bu kesinlile yanlış bir tutumdur. Eğer bir çalışan, yöneticisinin yürekten takdir ettiğine inanırsa kendi işi ve şirketi için elinden gelenin en iyisini yapmak için motive olur.

Satış temsilcilerinin başarılarından dolayı takdir edilmesi: Satış temsilcileri bir ay içinde yüzlerce kişiyle görüşür, sunum yapar ve çoğu zaman reddedilir. Buna rağmen kendisini toparlar ve tekrar dener. Ve tekrar... Bıkmadan yılmadan sürekli yeni müşteriler bulmaya çalışıp onları ürün ya da hizmetleriyle ilgili ikna etmeye çalışırlar. Bazı departmanlara göre daha çok çalıştıkları da aşikardır. Bazen yöneticinin ağzından çıkacak ''bugün de harikasın'' sözü belki de satış temsilcisinin o gün çok daha fazla satmasına sebep olacaktır ya da satış temsilcisinin ay sonunda hedefe ulaşması durumunda içten bir takdir ve küçük bir hediye işletmeye olan bağlılığı arttıracaktır...

      Diğer departmanların nasıl motivasyona ihtiyacı varsa, satış takımının en az bir seviye daha fazla ihtiyacı olduğu kanısındayım. Mükemmel satış temsilcileri, her zaman kendilerine, ''bugün ben nasıl satacağım'' sorusu yerine, ''nasıl motive olurum'' sorusunu sorar. Personelin kendini motive etmesi tabii ki önemlidir, fakat burada yöneticilere ekip üzerinde motivasyon oluşturması konusunda büyük görev düşer. Takdir ise personel üzerinde en fazla motivasyon sağlayan hızlandırıcıdır. Hatta personeli, paradan dahi daha fazla motive ettiği ve şirkete olan bağlılığı önemli oranda arttırdığı yapılan bilimsel araştırmalarla doğrulanmıştır. Ve tabii ki takdir, herkesin önünde yapıldığı sürece tüm çalışanlar açısından daha etkilidir...


Sevgiler,

Yücel Uygun
Kurucu
DBA Consulting

yuceluygun@dbaconsulting.com.tr
www.dbaconsulting.com.tr





Kaynak: The Carrot Principle, ADRIAN GOSTICK, CHESTER ELTON





20 Mart 2016 Pazar

1300 YILLIK ŞİRKETİ AYAKTA TUTAN SIR!

       Hoshi Oteller Zinciri! Dünyanın en eski şiketlerinden biridir. Hoshi zinciri, Japonya'da 718 yılında kurulmuş, tam 1298 sene önce... Guinness Rekorlar kitabında yer alan bu zincir Garyo Sakakiri tarafından, Awazu kasabasında kurulmuş. Ve şirket şu anda 17. kuşak tarafından yönetiliyor. 

Harikulede bir kilometre taşına sahip Hoshi Oteller zinciri'nin bu kadar süre ayakta kalmasının sırrı;
-Şirketi yöneten ekibe, dışarıdan mutlaka bir profesyonel yönetici ilave edin
-Şirket dışından gelecek deneyim ve eğitime mutlaka değer verin. Onları göz ardı etmeyin
-Mutlaka bir “misyon” oluşturun ve yazılı hale getirin
-Kuşak yetiştirme ve şirket kültürü oluşturmayı kurumsal hale getirin. Bu konudaki kurallar açık ve tartışmasız olsun
-Mutlaka şirket dışından destek ve öneriler alın. Uzun süreli ayakta kalan şirketler ya da başarılı şirketlerin yöneticilerinden…

       Türkiye'de ise günümüzde yeni açılan yeni şirketlerin %80'i, 5. yılında kapanıyor. 10 yılı gören işletme sayısının oranı ise sadece %4! Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre ise Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da şirketlerin ortalama yaşam süreleri 10 ila 20 yıl arasında değişiyor.

                                                      

      İnsanların yaşam süresini stres, hastalık, yaşam koşulları, genetik gibi unsurlar nasıl etkiliyorsa şirketlerin yaşam sürelerini de belirleyen bazı etkenler bulunuyor.

Sebepleri;
-Kurumsallaşamama
-Aile içi çatışmalar
-Ailenin ucuz ve kalitesiz insan kaynağı ile şirketi yönetmeye çalışması 
-Aile fertlerinin elde ettiği başarılarla megalomaniye kapılması
-Finansal yetersizlik
-Dış pazarlara açılamama
-Markalaşamama 
-Kuruluş ve büyüme aşamalarında bir iş planının olmaması

(Kaynak: capital.com.tr)

       Bu konuda benim tespitim ise yukarıdakilere ek olarak yeni müşteri arayışının olmayışı ve inovasyon yetersizliğidir. Günümüzde işletmeler hayatta kalmak ve büyümek için satış departmanları oluşturur. Fakat birçok işletmenin raporu incelendiğinde, cironun %80-%90'ı firmanın mevcut müşterilerinden ya da firmayı kendi kendine bulan müşterilerinden geliyor. Raporlara ve işletmenin kâr durumuna bakıldığında her şey yolunda gibi duruyor. Fakat küçük bir kriz olduğunda ve bu müşteriler geri çekildiğinde ciro direkt düşüyor ve işletme irtifa kaybediyor. 

      Uzun yıllar ayakta kalabilmek için yapılması gereken, yukarıdaki maddelere ek olarak, satış departmanlarının güçlendirilmesi, eğitime daha fazla önem verilmesi ve farklı müşteri çeşitliliğinin oluşturulmasıdır. Çünkü, satış departmanları adeta işletmenin kolonlarını oluşturan bir sistemdir. Yeni müşteri arayışı içinde olmak, satış departmanının en önemli görevlerinden biri olmalıdır. Salt, firmayı zaten bilerek gelen müşteriye satış yapmak ya da eski müşterilere tekrar satmak, işletmenin büyümesi ya da daha uzun yaşaması için yeterli bir yöntem değildir. Ayrıca inovasyona son derece önem verilmeli ve AR-GE departmanlarına gerekli desteğin oluşturulması sağlanmalıdır.

      Sürdürülebilir başarılı satış organizasyonları, işletmeleri bulunduğu noktadan zirveye taşır ve büyümelerini sağlar...

YÜKSEK PERFORMANSLI SATIŞ ORGANİZASYONU       

                                     

Steve W. Martin'in Harvard Business Review'de yayımlanan araştırmasına göre zirvedeki satış takımlarının 5 ortak özelliği;

                                                      

-Satış organizasyon kalitesinin yüksek olması
-Satış sürecinin takip ediliyor olması
-Takım üyelerinin kotaları hakkında sorumluluk duygusuna sahip olmaları
-Yıllık kotalardan korkmuyor olmaları
-Düşük performansı daha çabuk sonlandırmaları



Sevgiler,

Yücel Uygun
Kurucu
DBA Consulting


yuceluygun@dbaconsulting.com.tr
www.dbaconsulting.com.tr







21 Şubat 2016 Pazar

İÇSEL MOTİVASYONUMUZ NASIL OLUŞUR?

                ''Konu, işlerin yürütülmesine gelince, motivɑsyon her şeydir.''
                                                                                                  Lee Iacocco

       İş dünyasında motivasyonun önemi, tartışılmaz derecede büyüktür. Bir de söz konusu satış sektörüyse ''motivasyon'' kelimesinin önemi iki üç kat daha artmaktadır. Evet konu satış ise motivasyon her şeydir. Harikulade satış temsilcileri hiçbir zaman ''ben nasıl satarım'' diye düşünmez. Kendilerine, günün başlangıcında ''bugün nasıl motive olurum'' sorusunu sorarlar. Çünkü, motivasyon seviyesi yüksek olan satış temsilcileri, her zaman hedeflerine ulaşır. Aslında, satış işinde başarılı olmak bu kadar basittir. Kendinizi motive edin yeter.
                                                     
                                                    MOTİVASYON İSTASYONU
    
                                                       


Nasıl Motive Oluruz?

       Motivasyon dışsal ve içsel olmak üzere iki alt yapı içermektedir. İş yaşamında, dışsal motivasyon;  çalışanın bir görevi tamamlaması üzerine yöneticilerinden ya da çalışma arkadaşlarından gelen takdir ve ilgi sonrasında oluşur. Burada çalışan, dışsal motivasyon sağlamak için, sürekli etrafında bulunan kişilerden onay bekleme ve takdir edilme güdüsü içindedir. Tabii ki satış temsilcileri, satış yöneticileri tarafından sürekli motive edilmelidir. Hatta satış yöneticisinin kesinlikle birincil görevi satış ekibini sürekli motive etmesidir. Fakat mükemmel satış temsilcileri  dışsal motivasyona ihtiyaç duymaz. Ve bir şekilde kendilerini motive etmesini bilirler. Her güne, içlerinden gelen muhteşem bir coşkuyla başlarlar. Bunun adı da ''içsel motivasyon''dur.

                                                      

Peki bazı insanlarda daha fazla olan ''İçsel Motivasyon'' nasıl ve neden oluşur?

       İçsel motivasyonu yüksek insanların, büyük hedefleri vardır. Bu tarz bireyler, iş ve özel yaşamlarındaki  hedeflerine ulaşmayı ve başarılı olmayı şiddetli bir şekilde arzu eder. Ve öz disiplin ruhları da çok gelişmiş olduğundun, kendilerini çok iyi kontrol etme yeteneğine sahip olurlar. İçsel motivasyona sahip çalışanların çoğu, dışsal motivasyona ihtiyaç duymadıkları gibi başkalarını da motive etmeye çalışır. Motivasyon kaynakları hiç bir zaman tükenmez. Adeta rüzgar türbini gibi enerji üretirler. 

       İçsel motivasyon sağlamak varken, sürekli motive edilmeyi beklemek, hesabında sınırsız parası olan birinin sürekli başkalarından borç istemesine benzer.

Herkes farklı şekilde içsel motivasyonunu arttıracak aktivitelerde bulunabilir. Bunlardan bazıları;

-Özel hayat ve iş yaşamıyla ilgili talepkâr hedeflere sahip olmak
-Erken kalkmak ve günün planını yapmak (koşturarak işe gitmek zorunda kalmazsınız)
-Güne mutlaka sporla başlamak (açık hava yürüyüşü ideâl olanıdır)
-Her gün en az yarım saat, tercihen motive edici kişisel gelişim kitapları okumak. Kesinlikle doping etkisi oluşturacaktır (kalktıktan hemen sonra ya da yatmadan yarım saat önce)   
-Etrafınızda pozitif kişiler bulundurmak (negatif kişi ya da olaylardan uzak durmak)
-Başkalarına sebepsiz yere yardım etmek (içsel huzurumuz için)
-Sahip olunan şeylere şükür etmek (sağlık gibi)
-Mutlu bir birey olmayı tercih etmek
-Hobilere sahip olmak (müzik dinlemek, kitap okumak, snowboard, windsurf, paraşütle atlamak, rafting, doğa yürüyüşleri vb.)
-Çalışırken eğlenmek
-Sevdiğimiz insanlara zaman ayırmak


Sevgiler,

Yücel Uygun
DBA Consulting
Founder

www.dbaconsulting.com.tr
yuceluygun@dbaconsulting.com.tr